Gönderen: atalet
mine söğüt
benim için ilginç bir yazar..
aşkın sonu cinayettir'i okumuştum önce sonra deli kadın hikayelerini.. geriye dönük okumaya çalışıyorum şimdilerde..
kırmızı zaman 2004'de ilk kez yayınlanmış ..
benim elimdeki dördüncü baskısı..
sade bir dil ile oldukça karmaşık yer ve zamanları anlatıyor mine söğüt..
istanbul'un çok farklı bir yerinde surdibi evlerinde geçtiği için..
sürekli fantastik ortam duygusu veren..
son derece gerçek dünyada..
her biri ayrı sevilesi insanlardan örülü..
kötü kahramanı olmayan bir roman..
her bölümün başında..
ilginç bilgilendirmeler.. sözlük ve tarihi sözlüklerden alıntılarla kurgulamış yazar öyküsünü..
farklı bir okuma oldu benim için..
keyifle paylaşıyorum..
mine söğüt'süz kalmasın kitaplığınız ve okumalarınız..
"insanlar sokakta gördükleri berduşların doğuştan beri öyle olduklarını sanır.. onların bir geçmişleri..
bir anneleri.. bir babaları.. evleri.. umutları olduğunu hiç akıllarına getirmezler... onların normal bir yatakta uyandıkları..
sabahları çay demledikleri.. bir kızı/oğlanı öptükleri.. televizyonda maç seyrettikleri..
akşam evlerinin zilini çaldıkları.. komşularına günaydın dedikleri.. bankaya girdikleri son bir gün olduğunu düşünmezler..
oysa delilerin deli olmadıkları günler vardır kişisel tarihlerinde ..
ve bu günler bazen çok geride bazen hemen dündedir.."
Kırmızı Zaman Mine Söğüt
Kapak Tasarımı: Nahide Dikel
YKY, 4. baskı 2012,219 sayfa,
Edebiyat, Roman
Mine Söğüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mine Söğüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Kasım 2013 Pazartesi
5 Ağustos 2013 Pazartesi
DELİ KADIN HİKAYELERİ/MİNE SÖĞÜT
Gönderen: Selgin GB
Deli kimdir? Delirmek
anormalleşmek midir yoksa belki de kişinin kendi normalini bulması demek midir?
Ya deli denilen kişilere göre deli olmadığını zannedenler asıl delilerse ne
olacak?
Bu öykülerin temelinde deliren,
çıldıran, esas olarak kendini yok etmeye ahdetmiş yirmibir kadın var. Zaman
zaman bu kadınların birinin diğerinin annesi, onun bir başkasının anneannesi ve
belki onun da başka birinin torunu olduğu hissine kapılıyorsunuz ki bu
psikiyatrik açıdan oldukça anlamlı çünkü psikiyatrik hastalıklarda genelde
“aile yükü” denilen bir kavram söz konusudur.
Bu yirmi bir kadında en dikkat
çeken yanlardan biri amansız şekilde yalnız olmaları, bir diğeri de hepsinin
ölümün kıyısında, yaşamın ucunda gezinmeleri. Bazıları ise çoktan tercihlerini
yapmışlar bile.
Bu öykülerde en koyusundan kasvet
sizi bekliyor olacak. Kasvetin yanında bir miktar da hüzün var. Hüzünle kasvet
karışınca sanki cinneti çağırıyorlar ve cinnet de ölüme giden yolun taşlarını
kanla yıkıyor. Yaşamda kaybetmeye mahkum, kadınlıkları üzerlerine bir lanet
gibi yapışmış kadınlar sırtlarında ince tülden yapılma yalnızlık kanatlarıyla
yanlarında ruhdaşları kediler, yılanlar ve kelebeklerle bu yolda yürüyorlar.
Daha önce Mine Söğüt
okumadıysanız, bu iyi bir başlangıç olabilir. Okuduysanız da özlem gidermek
için birebir.
Deli Kadın Hikayeleri/Mine Söğüt
YKY/2012, 4. bası/176 sayfa
Öykü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
