Mahir ünsal Eriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mahir ünsal Eriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2013 Çarşamba

OLDUĞU KADAR GÜZELDİK/MAHİR ÜNSAL ERİŞ


Gönderen: Leylak Dalı



Mahir Ünsal Eriş'i geçen yıl çıkan ilk kitabı "Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde" ile tanımış ve kitabı büyük bir zevkle okumuştum. Anlattıkları benim, sizin, etrafımızda gördüğümüz sıradan insanların öyküleriydi. Gündelik hayattan ilginç noktalar yakalayıp yazdıkları aslında  sık sık karşılaştığımız ama farketmeden geçtiğimiz olaylar olduğu için sanki bizleri anlatıyor gibi okumuştuk, en azından ben öyle düşünmüştüm. İkinci kitabı fırından yeni çıkmış bir ekmek tazeliğindeyken okudum, hissettiğim doyum ilk kitaptakinden de fazla oldu. 8 öykünün her biri ayrı ayrı tat verdi. "Sen O Zaman Parasız Yatılıydın", "Benim Adım Feridun", "İşe Çıkılacak Gün", "Kanatlarımız Olsa Be Metin", "Malibu", "Dayımın Avrupa'ya Kaçırılışı", "Zehir Miktarda" ve "Stoper" isimli öykülerden birinde veya birkaçında mutlaka kendinizden birşeyler bulacaksınız. Okuyun derim...


Olduğu Kadar Güzeldik/Mahir Ünsal Eriş
İletişim Yay./2013, 1. bası/126 sayfa
Öykü


 

9 Nisan 2013 Salı

BANGIR BANGIR FERDİ ÇALIYOR EVDE/MAHİR ÜNSAL ERİŞ



Gönderen: Leylak Dalı




Kahramanları bize benzeyen kitapları seviyorum. Evimizde ne bangır bangır, ne de alçak sesle Ferdi hiç çalmadı aslında, hatta Orhan Baba bile. Arabeski dışlayan bir neslin ahfadıydık. Bizim radyolardan "Yurttan Sesler", kasetçalarlardan kimi zaman Pop, kimi zaman Klasik Türk Müziği yayılırdı. Lakin yine de kitaptaki öyküler o kadar bizdendi ki. "Çok Sıkılır Arkadaşı Ölen Çocuklar"daki Serkan'ın annesi üç aşağı-beş yukarı karşı apartmanımızdaki Nuran teyze, komşularsa sanki bizim komşulardı. "Bana Küstüler"deki iki arada bir derede kalmış delikanlı hali, "Her Kanser Erken Ölümdür"de kötü sonuç duymak üzere girilmiş doktor muayenehanesi ürküntüsü, "Bilye Hikmet"te çocuğun ölüm ve yılan karşısında duyduğu korku öylesine tanıdık. Yazarın "Kolları bilezikten prangaya vurulmuş gibi şangırdayan, günleri günle, akşamları televizyonla geçen, misafirliğe giderken terliğini götüren kadınların kendilerinden başka herkesin dedikodusunu herkesle yapabilecekleri, alevler içinde bir kazan" diye tanımladığı küçük bir kasabada-hatta büyük bir şehrin bir mahallesinde-hangimiz yaşamadık. "Ringo"da kahramanların arasına karışıveren kremalı bisküvi hangimizde şu duyguları uyandırmadı çocukken: "Kremalı bisküviyse analarının pötibörün içine lokum sıkıştırıp sokağa saldığı Kuran kursu arkadaşlarımıza karşı, önce ikiye bölüp kremasını sıyırdığımız, ardından da özendire özendire yediğimiz bir sefahat alemiydi o mahallede". Bu yaşa geldim, kremalı bisküviyi hala aynı şekilde yerim.

En hüzünle okudğum öykü oldu "Kadınlar Hep Olmadık Zamanlarda". Kaç yıl önce kaybettiğim ve hala çok özlediğim anneme yazılmış gibi hissettim: "Ama ben, haftanın yedi günü, en çok annemi özledim o zamanlardan bu zamanlara kadar. Anne ne güzel şey..." 

Sözün özü ben bu kitabı, bu kitabın doğallığını, sadeliğini, sıradan hayatların hiç de sıradan olmayan bir şekilde anlatılmış öykülerini, o naif kurgusunu çok sevdim. Alıp okuyun, eminim siz de kendinizden birşeyler bulacak ve siz de seveceksiniz. Bu yazı "Hep Klinsmann'ın Yüzünden" öyküsünden bir cümleyle bitsin: "Herşeyin biteceği hakikatini aklına getirmeyebilecek kadar çocuk olmak ne büyük mutlulukmuş meğer."
 

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde/Mahir Ünsal Eriş
İletişim Yayınları/2012/152 sayfa
Öykü 


Not: Daha önce leylakdali.blogspot.com'da yayınlanmıştır...

HANGİ KİTABI ARAMIŞTINIZ?