Şükran Yiğit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şükran Yiğit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2013 Cuma

BİR AKDENİZ KEDİSİNİN HATIRALARI/ŞÜKRAN YİĞİT


Gönderen : Leylak Dali

 

Şükran Yiğit'i ilk kez benim de çocukluğumun geçtiği Yenimahalle'yi ve Ankara'yı anlattığı "Ankara Mon Amour" isimli romanı ile tanıdım, onu "Çatıkatı Aşıkları" izledi. Her ikisini de çok severek okuduğum bu iki kitabın üstünden epey zaman geçtikten sonra "Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları"nı aldım elime. Romanın baş kahramanı Kaş'ta yaşayan "Doli" isimli bir kedi. Diğer kahramanlar Hayrettin amca, Dolores, Gizem, Paçavra, Çikin Lale, Viyan ve daha pekçoğu da bıyıklı, dört ayaklı dostlarımız. Arada bir figüran olarak insanlar da çıkıyor tabii ki sahneye. Bu kitap "Doli"nin günlüğü. Doli ile birlikte Kaş'ın gündüzlerini, gecelerini yaşıyor, aşkı, dostluğu, macerayı, kıskançlığı ve daha pekçok duyguyu buluyorsunuz. Bilhassa kediseverlere şiddetle tavsiye olunur...

"Öyle durgun sıcak saatler vardır ya,
Hani kararmış tahtalar, nikel, bakır
Işır karanlık odalarda, kanarya
Susar, kedi uyur, yazdır."

Oktay RİFAT

Bir akdeniz Kedisinin Hatıraları/Şükran Yiğit
İletişim Yay./ 2004, 1.bası/160 sayfa
Roman

25 Ocak 2013 Cuma

ANKARA MON AMOUR/ŞÜKRAN YİĞİT


Gönderen: Atalet



ankara bana yabancıdır ..
çocukluğumda birkaç yaz dayımı ziyaret etmemi..
zorunlu hizmette bakanlık ziyaretlerimi saymazsam gidip geldiğim bir yer de değildir..
"ankara mon amour"  ismi ile çarptı beni..
şehirlerin geçmiş zamanlardan günlük yaşamlarını anlatan kitapları severim.. 
o nedenle aldım..

ama "ankara mon amour".. sadece bir dönem romanı değil..
daha ilk birkaç sayfada kanıtlıyor bunu..
başlıyor ve kendinizi suna ile birlikte sokaklarda koşturur hayatı öğrenirken buluyorsunuz..
son noktayı koyunca yazar.. nefesinizi tutmuş olduğunuzu fark ediyorsunuz..

bence kalbi esas titreten yanı..  suna karakteri..
suna okul öncesi yaşında bir kız çocuğu.. gözlemci.. zeki bir çocuk..
sözcüklerle anlamla başı dertte.. mekanlara.. eşyaların ruhuna.. huyuna suyuna inanıyor..
çocukların güvenle sokaklarda oynadığı dönem..
gazoz kapaklarının toplandığı dönem..
o günlerin ankara'sını..  türkiye'yi çoğunlukla suna'nın gözlerinden izliyoruz.
roman bir dönemin kokusunu getirse de burnumuza.. daha çok çocuk olma hallerini anımsatıyor insana..

emel ve annesinin mahalleye taşınmaları  ile başlıyor öykü tırmanmaya.. 
ve iki farklı karakterdeki kız çocuğunun etrafında gelişiyor..

bu öyküye aralanan kapılar.. aslında ankara kapıları olsa da..
ankara'lı okurlar için zümrüt pastanesi.. alemdağ sineması.. akman pastanesi.. kuğulu park 
gibi unutulmaz mekanlardan söz edilmesi hiç kuşkusuz farklı bir lezzet katsa da.. 
benim gibi yabancıları da yumuşacık  sarmalayıveriyor..

yazarın samimi ifadesi.. güzel türkçesi.. karakterlerdeki gerçeklik haline bayıldım.. aktı girdi ankara ruhuma..


"en güzel zaman dilimi yarındı.. en güzel şeyler beş dakika sonra olacaklardı.. öğleden sonra belki beklenebilir birşeydi.. akşama doğru ise hala belirsizliğini koruyordu"

ama siz beklemeyin.. belirsiz bırakmayın..
bence hemen edinin ve okuyun.. 

Ankara Mon Amour/Şükran Yiğit
İletişim Yayınları  1.4 basım 2003-2009, İstanbul; 5. baskı 2012, İstanbul/167 sayfa
Roman






HANGİ KİTABI ARAMIŞTINIZ?