Leylak Dalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Leylak Dalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2013 Salı

MARİFETLER/URSULA K. LE GUIN


Gönderen: Leylak Dalı



Bunca yılda bunca kitap okumuş biri olarak Ursula Le Guin adını duymamış olmam imkansızdı tabii ki ama okumamış olmam pekala imkan dahilindeydi. Oldum olası fantastik edebiyata çok fazla ilgi duymadım, birkaç istisna dışında. Yazarın fantastik tarzda yazdığını bilmem belki okumayı geciktirme sebeplerimden biriydi. Sonunda bir genç dostum bana "Marifetler"i hediye etti kendisinin çok sevdiği Ursula ile tanışmam için. Kitap bir süre okunmayı bekleyenler kulesinin katlarında ikamet ettikten sonra geçtiğimiz günlerde geçici ikametgahından ellerime ulaştı. Ulaşır ulaşmaz da "Vah!" dedirtti bana, "neden bunca geç kalmışım?"

Antropolog bir baba ile yazar bir annenin kızı olan Ursula Le Guin 1929 doğumlu ve halen ABD Oregon'da yaşıyor. Kitaplarının konuları fantastik ve yarı gerçekçi olan yazar pek çok edebiyat ödülünün de sahibi. En tanınan eserleri "Mülksüzler" ve "Yerdeniz" serisi. "Marifetler"e gelince, kısaca şöyle özetleyebiliriz: 

"Hükmedemeyeceği marifetini kullanmamak için gözlerini mühürleten Orrec ile marifetini kötüye kullanmayı reddeden özgür ruhlu Gry'ın öyküsü". Belki ortada bir marifet bile yoktur ve kimi zaman sıradan bir insan olmak marifet sahibi olmaktan daha fazla mutluluk verebilir.

Benim gibi fantastik edebiyat sevmeyen bir okuyucuyu bile etkileyebiliyorsa ve hele de fantastik seviyorsanız Ursula Le Guin kitaplarını kitaplığınızdan eksik etmeyin derim...


Marifetler/Ursula K.Le Guin
Metis Yay./2012 4. bası/186 sayfa
Çeviren: Çiğdem Erkal İpek
Roman


Not: Bir önceki postumuzda yorum bırakan takipçilerimizden birine kura ile kitap hediye edeceğimizi belirtmiştik. Katılma süresi Cuma akşamına kadar. Bizi bu nedenle eleştiren takipçilerimiz oldu ama bizimki sadece kitap okumayı teşvik amaçlı ve izleyip paylaşımda bulunan dostlarımıza bir teşekkür hediyesi olarak düşünülmüş bir etkinliktir. Ne takipçi sayımızı arttırmak, ne de onlarca yorumumuz olsun yönünde bir düşüncemiz söz konusu değil. Okumayı sevenler zaten blogumuza ulaşır...


21 Ağustos 2013 Çarşamba

SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ (BOSNA'YA YOLCULUK)/JULI ZEH


Gönderen: Leylak Dalı



İtiraf edeyim Şubat ayında Antalya'da açılan kitap fuarına kadar Juli Zeh'in ne adını duymuş, ne de tek bir satırını okumuştum. Fuarda dolaşırken Metis Yayınları standında bir dizi kitabını görmüş ve tamamen merak saikiyle (biraz da kapağının güzelliğine ve Metis'in iyi kitaplar basma şöhretine dayanarak) Sessizliğin Gürültüsü'nü atmıştım alışveriş sepetine. Sonra da okunacak kitap kulesinin katlarından birine yerleştirmiştim, o da sabırla okunma sırasının gelmesini beklemişti. Ardarda okuduğum yerli polisiyelerden sonra yabancı bir yazarın daha ciddi bir kitabını okuma kıvamına geldiğimi düşününce elim Juli Zeh'e uzandı. İyi ki uzanmış. "Sessizliğin Gürültüsü"nü tam olarak kategorize etmek mümkün değil, alırken gezi kitabı olduğunu düşünmüştüm, okudukça Bosna savaşının hemen sonrasına canlı tanıklık eden ve kimi zaman öykü tadı veren bir anlatı olduğunu gördüm. Juli Zeh 1974, Bonn doğumlu, genç sayılacak bir yazar. Kitabın yazıldığı 2002 tarihinde çok daha genç olduğu düşünülürse böyle bir yolculuğa yanında bir de köpekle çıkabilecek gözüpekliğini takdir etmek gerek. 

 
 
Halen Leipzig'de yaşayan yazar hukuk, Alman dili-edebiyatı ve insan hakları konularında eğitim almış. Bosna'daki savaşın sona ermesinden birkaç yıl sonra, henüz savaş yaraları tam anlamıyla sarılmadan köpeğiyle birlikte yola Bosna'ya doğru yola çıkıyor. Uzun ve maceralı, zaman zaman hüzünlü, kimi zaman tehlikeli bir yolculuk bu. Zagreb'de bindiği otobüste tanıştığı Dario aracılığı ile ilk durağı "Jajce" oluyor. 


"Yumurta Kabuğu Şehri" ismini vererek anlattığı Jajce'den sonraki durağı Mostar. Henüz Neretva nehri üzerindeki eski köprü tamir edilmemiş, Mostar bir şantiye görünümünde. Juli Zeh ırmağın sularına bir renk bulmakta aciz kalıyor, yolculuk boyunca düşündüğü rengi seyahati sona ererken yakalıyor: "Suyun rengi yok."


Mostar'da iken Hun Dağı üzerindeki devasa haçı görmek üzere zorlu bir yolculuk yapıyor yazar, haç gerçekten devasa.

 

Yalnızca haçı görmekle yetinmeyip biraz aşağıda kırmızı ile işaretlenmiş noktaya pervasızca daldığında ise mayınlı arazide olduğunu farkediyor ve kaderin gülen yüzü sayesinde geldiği yoldan çıkmayı başarıyor. 

Mostar'dan sonraki durak Saraybosna; Sniper Alley, Başçarşı, Oslobodenje binası, Müslüman mezarlıkları, yeni katedraller, kafada soru işaretleri çeşitli uluslararası kuruluşları da ziyaret ederek dönüp duruyor şehrin içinde Juli Zeh.

 
Bir başka durak Poticelj, yazar burada ilk kez bir incirin tadına bakıyor, önce çekinerek sonra büyük bir zevkle:


Sırada dehşet verici bir katliamın tanığı Srebrenica var ve herşey iç acıtıcı, ürkütücü:



Son durak Travnik'ten sonra uzun Bosna yolculuğu son buluyor, yazara yadigar kalan yolda aç-biilaç bulduğu ve "Son Küçük Zenci" olarak isimlendirerek yanına aldığı yavru köpek Olga ile cevabını bulamadığı şu sorular:

-Karpuzlar nerede yetişiyor?
-Neretva nehri ne kadar yeşil?
-Burada neden savaş çıktı?
-Kim kimden ne kadar nefret ediyor?


Sessizliğin Gürültüsü (Bosna'ya Yolculuk)/Juli Zeh
Metis Yay./2013, 1. bası/216 sayfa
Çeviren: Sevinç Altınçekiç
Gezi-anlatı

 
 

30 Temmuz 2013 Salı

KÜN/SEZGİN KAYMAZ


Gönderen: Leylak Dalı



İlk kitabı "Uzunharmanlarda Bir Davetsiz Misafir"den bu yana zevkle takip ettiğim ve tüm külliyatını hatmettiğim bir yazar Sezgin Kaymaz. Son kitabından bu yana epey ara vermişti, o nedenle "Kün"e sevinçle başladım ve bitirdiğimde "galiba en sevdiğim kitabı bu" diye düşünerek bıraktım elimden.

Kitap henüz piyasaya çıkmadan tanıtım filmini izleyince başlamıştı merakım. Erkan Can'ın muhteşem oyunuyla Muhtar Hacı Naci Kalaycı'yı canlandırdığı kısacık film bize çok ilginç bir roman okuyacağımızın adeta müjdesini veriyordu. İzlemek isteyenler için  BURADA.

Konya'da ve Ankara'nın varoşlarında geçen roman Sezgin Kaymaz'ın bilindik fantastik anlatımıyla soluksuz okutuyor kendini. "Kün", "Ol" demekmiş ve bu kitapta bir sürü şey oluyor. Ölüler örgütlenip dirileri oynatıyor, köpekler konuşuyor, rüyalar gerçek oluyor, küçücük çocuklar kocaman adamları dövüp yerden yere vuruyor, çatlak sesli isportacılar minareye çıkıp öyle müthiş bir ezan okuyor ki cami hıncahınç doluyor. O kadar güzel kahramanlar var ki yüreğinize alasınız geliyor. Hüdai Nabit, Muzaffer Hoca, küçük dövüşken Ömer, Konya ağzıyla konuşan köpek Çeto ayrı ayrı dahil oluyorlar hayatınıza. Daha birbirinden ilginç onlarca tip var ve kimi zaman ürperip kimi zaman gülümseyerek okuyorsunuz maceralarını. Kısacası ben bu kitabı çok sevdim ve okunmalı diyorum, gerisi size kalmış...


Kün/Sezgin Kaymaz
İletişim Yay./2013, 1. bası/479 sayfa
Roman

27 Temmuz 2013 Cumartesi

CUMARTESİ AYRAÇLARI 34



Gönderen: Leylak Dalı




"Uzak Ülke"ye, bir başka uzak ülkeden, "Kore"den gelen ayraç eşlik eder...



15 Temmuz 2013 Pazartesi

PERİ GAZOZU/ERCAN KESAL


Gönderen: Leylak Dalı


 
Ercan Kesal'ı "3 Maymun" filmindeki politikacı adayı rolüyle tanıdığımda ne doktor olduğundan haberim vardı, ne senaryo yazarlığından, ne de daha önce ismini duymuştum. Sonrasında da takip etmedim zaten, filmde canlandırdığı tip yeterince itici olduğundan bir çeşit eşleştirme yapmıştım sanırım. Ardından "Bir Zamanlar Anadolu'da" filminde hem senaryo katkısını öğrenip, hem de şahane bir biçimde canlandırdığı muhtar rolünde izleyince ilgim artmaya başladı. Geçen yıl Altın Portakal Film Festivali'nde başrolünü oynadığı "Küf" filmini de gördükten sonra yazdığı kitabı okumak kendi adıma farz oldu. Hevesle başlayıp tahammül edilmez derecede sıktığı için yarıda bıraktığım bir kitabı kenara attıktan sonra aldım elime piyasaya yeni çıkan "Peri Gazozu"nu. 5 saat sonra son satırını okumuştum ve buruk bir gülümsemeyle kapağını kapatmıştım. Ercan Kesal bir İç Anadolu kentinde (Avanos) başlayan çocukluğunu, farklı okullarda geçen ilk gençliğini, fakülte yıllarını, çeşitli köy ve kasabalardaki mecburi hizmet hekimlik günlerini ve İstanbul'daki hastane yaşamını akıcı bir dille dile getirmiş kitabında. Kitabın adı da  babasının sahibi olduğu gazoz imalathanesinden geliyor: "Peri Gazozu". Okunan her bölüm çok tanıdık, çok bizden. Kimi zaman inceden bir hüzün sarıyor, kimi zaman umutsuzluk, derken yüzünüzde bir gülümseme oluşuyor, yüreğinizde umut. Anılardan süzülüp günümüze bağlanan olaylar yalın ve akıcı bir dille anlatılmış ve yazar sanki karşınızda oturup sizinle sohbet ediyormuş gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. Ben bu kitabı büyük bir zevkle okudum ve okuyan pekçok kişinin de seveceğini umuyorum. Aşağıdaki fotoğraf kitapta sözü geçen E. Smith'in "Taşra Doktoru" isimli fotoğrafı, sizi arama zahmetinden kurtarayım istedim :)



Peri Gazozu/Ercan Kesal
İletişim Yay./ 2013, 1. bası/196 sayfa 
Anı


9 Temmuz 2013 Salı

MOSTARİ/GÜNDÜZ VASSAF


Gönderen: Leylak Dalı




Çok yıllar önce, daha henüz Yugoslavya bölünmeden, Bosna Savaşı çıkmadan bir mimarlık dergisinde görmüştüm fotoğrafını Mostar Köprüsü'nün. Neretva nehrinin iki yakasını bağlayan sade ama gösterişli görünümüne, kunt yapısına, görmüş geçirmiş bir eski zaman güzelini andıran asil duruşuna hayran olmuştum. Sonra bombalandığını ve yıkıldığını duydum-duyduk-TV'lerden, gazetelerden. O güzelim yapıya nasıl kıymışlardı anlayamamıştım ama bunun adı savaştı; pazarda bir öğünü geçiştirecek yiyecek bulmaya çalışırken kıyıma uğrayan, sniper denilen Sırp keskin nişancılarınca hedef alınıp vurularak ölen, yaralanan, sakat kalan, tecavüze uğrayan binlerce insanın yanında bir köprü yıkılmış neydi ki? Zamanla savaş bitip yaralar sarılmaya başlanırken Mostar Köprüsü de yeniden inşa edildi, eskisinin yerine geçer miydi bilemiyorum ama çok benzediği aşikar. Gündüz Vassaf bir ay boyunca Mostar'da, köprünün kâh o, kâh bu yakasında adeta nöbete durup bir "köprü günlüğü" oluşturmuş. Zaten Mostari Boşnakca'da "köprü bekçisi" anlamına geliyormuş. 367 sayfalık kapsamlı bir köprü günlüğü bu kitap, yalnızca günlük değil Mostar Köprüsü için yazılmış bir çeşit şiirsel güzelleme. İşin en ilginç yanlarından biri Gündüz Vassaf'ın onca zaman köprünün üstünden çok az geçmiş olması, farklı yollardan ulaşarak bir Tara, bir Halebija ayağında nöbete durup köprüyle ilgili gözlemlerini defterlerine geçirmiş. Benim için zevkle okunan, aynı zamanda çok ilginç gelen bir kitap oldu. Mostar Köprüsü'ne, sanat tarihine ve gündelik yaşamdaki sıradanlığın sıradışılığına ilgi duyuyorsanız siz de seveceksiniz bu kitabı...


Mostari/Gündüz Vassaf
YKY/2013, 1. bası/367 sayfa
Deneme

 

2 Temmuz 2013 Salı

METİN ALTIOK'TAN ZEYNEP'E MEKTUPLAR


Gönderen: Leylak Dalı-Atalet


"Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar ve 20 yıl önce bugün Sivas'ta hayatını kaybeden tüm güzel insanların anısına saygıyla..."



Uzaktaki babanın küçük kızına özlemle yazdığı bir dizi mektup var bu kitapta. Sivas'ta yakılan Madımak Oteli'nde hayatını kaybeden şair Metin Altıok, kızı Zeynebe yolluyor mektupları; önce İzmir'den, sonra öğretmenlik yaptığı Bingöl'den. Kızına duyduğu hasretin yanısıra şairin iç dünyasını, ruhsal değişimlerini, acılarını, sevinçlerini dile getiren, Bingöl'ün genel yapısı hakkında ipuçları veren mektuplar bunlar. Kimi zaman bir şiir eşlik ediyor mektuba, kimi zaman bir çizim, kimi zaman bir fotoğraf, kimi zaman bir pul. Hepsine hasret iliştirilmiş.

Zeynep Altıok Akatlı'nın toparlayıp yayına sunduğu kitapta şair Metin Altıok'un yanısıra baba Metin Altıok'u da tanıyorsunuz:

"her şeyin üstünde sulusepken bir kar;
bir aşkı delik deşik ediyordu/lar.
bense inatla susuyordum
ve kızımı seviyordum ekmek kadar."

Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar
Kırmızı Kedi Yay./2012, 1.bası/115 sayfa
Mektup


27 Haziran 2013 Perşembe

YÜZLER/EMRAH POLAT


Gönderen: Leylak Dalı



Yeni yazarlar tanımaktan, onlara şans vermekten yanayım, her zaman olmasa bile çoğunlukla tanıdığıma memnun olurum, Emrah Polat da bu kategoriye giriyor. Yazarın ikinci kitabı ama ben "Yüzler" ile tadına baktım Emrah Polat'ın akıcı anlatımının. Kitapta birbirinin hayatına bir şekilde girmiş üç kişinin yaşamlarına ayna tutulmuş. Eski solcu Arif, babasız büyümüş ve elini attığı işlerde pek başarılı olamamış Nazım, Arif'in hapishane arkadaşı Laz Orhan romanın ana karakterlerini oluştururken hayatın içinden pek çok yan karakter de akış içinde devreye giriyor. Ankaralı okurlar için Seyranbağları, Türközü, Mamak gibi tanıdık semtler de kitabın kahramanları arasında sayılabilir. Sürükleyici bir dille yazılmış, yaşamdan izler taşıyan bir uzun öykü de diyebiliriz "Yüzler"e. Okuyun, siz de Emrah Polat'la tanıştığınıza memnun olacaksınız...



Yüzler/Emrah Polat
Sel Yay./2012, 1. bası/109 sayfa
Roman


 


25 Haziran 2013 Salı

CEHENNEM ÇİÇEĞİ/ALPER CANIGÜZ



Gönderen: Leylak Dalı




5 yaşındaki acar dedektifimiz "Alper Kamu" yine iş başında. 9 yıl sonra hâlâ aynı yaşta olsa da cin zekası ve karizmasıyla cinayetlerin altındaki sırları çözmeye devam ediyor. "Oğullar ve Rencide Ruhlar"dan bu yana Alper Kamu'nun felsefi ve ironik bakış açısında pek bir değişiklik olmamış. Bu kez engelli erkek kardeşini öldürmekle suçlanan mahalle arkadaşı Ümit'i aklamaya çalışıyor ve o arada başına gelmedik kalmıyor. "İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?" diyen küçük dedektifin bir solukta okunan yeni macerasını seveceksiniz. Özleyenlere ve yeni tanışacaklara tavsiye olunur...


Alper Kamu-Cehennem Çiçeği/Alper Canıgüz
Aprıl Yay./2013, 2.bası/221 sayfa
Roman


19 Haziran 2013 Çarşamba

OLDUĞU KADAR GÜZELDİK/MAHİR ÜNSAL ERİŞ


Gönderen: Leylak Dalı



Mahir Ünsal Eriş'i geçen yıl çıkan ilk kitabı "Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde" ile tanımış ve kitabı büyük bir zevkle okumuştum. Anlattıkları benim, sizin, etrafımızda gördüğümüz sıradan insanların öyküleriydi. Gündelik hayattan ilginç noktalar yakalayıp yazdıkları aslında  sık sık karşılaştığımız ama farketmeden geçtiğimiz olaylar olduğu için sanki bizleri anlatıyor gibi okumuştuk, en azından ben öyle düşünmüştüm. İkinci kitabı fırından yeni çıkmış bir ekmek tazeliğindeyken okudum, hissettiğim doyum ilk kitaptakinden de fazla oldu. 8 öykünün her biri ayrı ayrı tat verdi. "Sen O Zaman Parasız Yatılıydın", "Benim Adım Feridun", "İşe Çıkılacak Gün", "Kanatlarımız Olsa Be Metin", "Malibu", "Dayımın Avrupa'ya Kaçırılışı", "Zehir Miktarda" ve "Stoper" isimli öykülerden birinde veya birkaçında mutlaka kendinizden birşeyler bulacaksınız. Okuyun derim...


Olduğu Kadar Güzeldik/Mahir Ünsal Eriş
İletişim Yay./2013, 1. bası/126 sayfa
Öykü


 

31 Mayıs 2013 Cuma

AĞAÇLAR KİTABI/ADİL İZCİ


Gönderen: Leylak Dalı




Arka kapaktan:

"Daha yazacaklarım vardı. Karaağaçlar, mimozalar, iğdeler, akasyalar, incirler, atkestaneleri... Belki bunlardan başkaları da birdenbire dalını eğiverecek, eski bir evin bahçe kapısını açıp bekleyecekti... Durdum. Hem anımsamaktan ve acıdan, hem de onca uğraşmama karşın anımsayamamaktan yoruldum. Tüm bir hışırtı duyar gibiyim, başka bir rüzgâr esiveriyor. Bir de insanın kalbi buncasını taşıyamıyor. Diğer ağaçları da yazmamak, daha fazla acı çekmemek içindi."


"Eriğin çiçekli dalı
kendini kıran adama
uzatıyor kokusunu"

Chiyo-Ni


"sözünün içine çektin madem
madem aldın beni de rüyana
bu da benden, dalımdan bir hatıra;
ayrılığın gümüş bilgisidir o, al
helal-ü hoş olsun sana

git ve unutma
ha vardır benim dallarım şimdi
ha hatıra."

Birhan Keskin



"Kavak kesilirken 
bütün yapraklarıyla son kez
upuzundu havada
sonra devrildi
uzun süre titredi yaprakları
dalları seğirdi
tavuklar kaçıştılar
kiremit yaprağı sevmez
toprak damlar ıslanır ancak
fışkıran özsuyundan"

Oktay Rifat



"İnadına aşk,, inadına özgürlük, inadına yaprak...
Ağacın utandığı çığlığı şiir fısıldar"

Haydar Ergülen



Ağaçlar Kitabı/Adil İzci
Toroslu Kitaplığı/2004, 1.bası/112 sayfa 
Deneme




27 Mayıs 2013 Pazartesi

DUL KADININ ÖYKÜSÜ/JOYCE CAROL OATES


Gönderen: Leylak Dalı



Carol Joyce Oates çok sayıda kitap yayınlamış ve bunların hatırı sayılır bir kısmı Türkçe'ye çevrilmiş tanınmış bir Amerikalı yazar. Yazarlığının yanısıra ülkesinde ve Kanada'daki üniversitelerde öğretim üyesi olarak da görev yapmış. Kitaplarının çoğunda gotik bir üslup kullanan ve Amerikan yaşam tarzı üzerine yazan yazarın dilimizde yayınlanan bazı eserleri şunlar: Küçük Cennet Kuşu, Güzel Bir Kız, Amerikan Damak Zevki, Kalp Koleksiyoncusu, Zombi vb.

"Dul Kadının Öyküsü" ise kurgu bir roman değil, yazarın kendi hayatının bir bölümünü anlattığı bir kitap. Eşinin hiç beklenmedik hastalığı ve bir hafta içinde ani ölümü sonrası dul bir kadın olarak yaşamaya alışma sürecini konu almış. Özellikle hastanede ve kocasının ölümünün hemen akabinde yaşadıklarını anlattığı bölümler çok etkileyici. İlerleyen sayfalarda yazarın dulluk sürecine alışmasının ne kadar zor olduğunu okuyorsunuz. Kendi kafamda ayakları yere sağlam basan, başarılı ve ekonomik anlamda bir sıkıntısı olmayan bir kadın olarak canlandırdığım Carol Joyce Oates'in bu derece bocalamasına şaşırdım diyebilirim hatta zaman zaman şımarıklık olarak bile nitelediğim oldu. Yine de acımasız bir yargıya varmak istemiyorum, insan bazı şeyleri yaşamadan, başına gelmeden bilemiyor. Carol Joyce Oates'i diğer kitaplarından tanıyorsanız bu kitabı okumak ilginç bir deneyim olabilir ama ilk kez okuyacaksanız başlamak için pek iyi bir seçim değil diyeceğim...


Dul Kadının Öyküsü/Carol Joyce Oates
Kırmızı Kedi Yay./2012, 1.bası/416 sayfa
Çeviren: Alev K.Bulut
Anı-Roman

7 Mayıs 2013 Salı

MAYA'NIN GÜNLÜĞÜ/ISABEL ALLENDE


Gönderen: Leylak Dalı



Isabel Allende ile tanışmam 90'lı yılların başında, kitap zevki konusunda çok uyuştuğum bir arkadaşımın "Bak bu şahane bir kitap, okuman lazım" diyerek elime tutuşturduğu "Ruhlar Evi" ile oldu. Her bir satırını "bitmesin" diyerek okuduğum romanın son sayfasını çevirdiğimde Isabel Allende ile birlikte Esteban Trueba'nın ailesi; Rosa, Clara, Blanca, Ferula ve dünyanın en vefalı genelev patronu Transito Soto bir daha çıkmamacasına hayatıma gireceklerdi. Tadını almıştım bir kere, "Ruhlar Evi"ni "Eva Luna", "Eva Luna Anlatıyor", "Aşktan ve Gölgeden" ve "Sonsuz Düzen" izledi. Yeni kitabı çıkmış diye çok sevinerek aldığım "Paula"da yazarın çocukluğunu, ilk gençliğini, akrabası olan ve askeri bir darbe sonucu devrilip hayatına son verilen Şili devlet başkanı Salvador Allende'yi, kızı Paula'nın hastalığını ve ölümünü okuyup hüzne boğulacaktım. Kitaplarında kimi zaman mistik bir aleme sürükleyen, kitabına ismini verdiği gibi ruhların evine konuk eden, hareket eden eşyalar, torununun hayatını kurtaran ölmüş dedeler, evin bireyi olmuş hayaletler gibi gerçek dışı unsurları konuya dahil edip hiç şaşırtmayan yazar diğerlerinden biraz farklı kitabı "Afrodit"te afrodizyak yemekleri konu alacak, 2000'li yılların ilk kitabı "Kaderin Kızı" ve sonrasında "Sararmış Bir Fotoğraf" ile altın arayıcılığına ve Tao felsefesine yer verecektir. "Yüreğimdeki Ülkem" ise darbe sonrası ayrılmak zorunda kaldığı ülkesi Şili'ye adanmış bir kitaptır. 1500'lü yıllardan başlayarak Şili'nin kuruluşunu kaleme aldığı "Canım Sevgilim Ines" ile köleliği büyülü ve egzotik bir dille anlattığı "Denizin Altındaki Ada"dan sonra anılarının ikinci bölümünü yayınlar: "Günlerin Getirdiği". Kendi gerçek yaşam öyküsü olmasına rağmen bir masal tadında ve akıcılığında olan kitap yazarın eserlerinin eşsiz konularını nereden aldığını anlamak için bir anahtar gibi. Bu kitaplarının yanısıra "Canavarlar Kenti", "Altın Ejder Krallığı" ve "Pigmeler Ormanı" isimli bir ilk gençlik üçlemesi olan ve "Zorro"yu yeniden kaleme alan 71 yaşındaki yazardan dileğimiz daha pek çok kitabı biz okurlarına sunması.

Son kitabı "Maya'nın Günlüğü"ne gelince; eserlerinin pek çoğunda olduğu gibi bunda da koruyucu, kollayıcı bir büyükbaba, aynı koruyuculukta ama biraz otoriter bir büyükanne görüyoruz. Olaylar Torun Maya'nın başından geçiyor ve yaşadığı kötü deneyimlerden sonra Amerika'daki konforlu evinden Şili'deki ıssız bir adaya, hiç tanımadığı bir aile dostunun yanına sığınmak zorunda kalıyor. Hayat ona burada hiç tanımadığı sıcaklıkta insanlar ve hiç yaşamadığı tecrübeler sunuyor. Tıpkı diğerleri gibi çok güzel bir kitap bu, yalnız diğerlerinden biraz daha farklı. Doğaüstü güçler yine var olmakla birlikte konu biraz daha hayatın içinden, biraz daha gerçekçi ve biraz daha sert. Merak, heyecan, mizah, gerilim, hüzün, şaşkınlık içiçe geçip Maya'nın Günlüğü'nü oluşturmuş. Isabel Allende hayranları için değişik bir tat, yeni başlayacaklar içinse lezzetli bir yemek gibi. Mutlaka okuyun derim...

Not: Çevirinin olağanüstü olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim...


Maya'nın Günlüğü
Can Yay./2013, 1.bası/459 sayfa
İspanyolca aslından çeviren: İnci Kut
Roman


30 Nisan 2013 Salı

GÖÇMEN RUH/MÜGE SANDIKÇIOĞLU


Gönderen: Leylak Dalı




"Göçmen Ruh" asıl mesleği diş hekimliği olan Müge Sandıkçıoğlu'nun ikinci kitabı, bu da ilki gibi deneme-anlatı türünde. Mizahî ve akıcı bir dile sahip olan yazar denemelerinin konularını çoğunlukla günlük hayattan ve kendi yaşamından alıyor. İyi bir gözlemci olduğu için kıvrak dilini detaylarla besleyip okuyucunun ilgisini kolayca yazının üstüne toplayabiliyor.

Keyifle okunan, kimi zaman güldürüp kimi zaman düşündüren "Göçmen Ruh"u seveceksiniz. Ve diyorum ki bunu severseniz yazarın ilk kitabı olan "Diş ile Düş Arasında"ya da bir şans verin...


Göçmen Ruh/Müge Sandıkçıoğlu
Yitik Ülke Yay./2013, 1. bası/144 sayfa
Deneme-Anlatı


 


27 Nisan 2013 Cumartesi

CUMARTESİ AYRAÇLARI 25


Gönderen: Leylak Dalı




İstanbul kitabına "Kağıthane"nin İstanbul temalı ayraçları



İstanbul Sokakları-101 yazardan 101 sokak/Haz. Murat Yalçın
YKY/2008, 1. bası/331 sayfa
Derleme 

 

CUMARTESİ AYRAÇLARI 24


Gönderen: Leylak Dalı




 Sahici kitaplar için oyuncak trenli ayraç



Sahici Trenler İçin Oyuncak Kitap/Haz. Enis Batur
YKY, 2003, 1. bası/278 sayfa
Derleme


26 Nisan 2013 Cuma

SALI KADINLARI/MONIKA PEETZ



Gönderen: Leylak Dalı



Kendi seçimim değildi, elime bir şekilde geçti ve hoş kapağının da etkisiyle okudum. Kötü değil ama sıradan bir çoksatardan öteye geçtiğini de söyleyemeyeceğim. Zaten çok satan kitaplardan hep kaçmışımdır, beklentim yüksek olmadığı için hayal kırıklığına uğramadan okuyup bitirdim. Her Salı buluşup yemek yemeyi adet edinmiş 5 kadından birinin niyet ettiği, ölen eşinin yarım bıraktığı hac yolculuğuna diğerlerinin eşlik etme kararıyla bişlıyor kitap. Yürüyerek yapılan bu hac yolculuğu sırasında ortaya çıkan bir sır kadınların hayatında değişimler meydana getiriyor. Kısacası hoş ama boş vakit geçireyim diyorsanız okuyun, amacınız daha edebî, daha katkı sağlayıcı birşeylerse hiç başlamayın derim...


Salı Kadınları/Monika Peetz
Kırmızı Kedi Yay./2011, 1. bası/253 sayfa
Çeviren: Ragıp Minareci
Roman


23 Nisan 2013 Salı

23 NİSAN KUTLU OLSUN...


Gönderen: Leylak Dalı




Çocukluğumun kitaplarıyla kutlu olsun bayramımız...


 

HANGİ KİTABI ARAMIŞTINIZ?